Mevlâna Hâlid’in Hulefâsından Şeyh Abdullah El-Mekkî Ve Hulefâsı İle Alakalı Başbakanlık Osmanlı arşivi’nde Yer Alan Bazı Belgeler – Müfid Yüksel

 

Mevlâna Hâlid’in Hulefâsından Şeyh Abdullah El-Mekkî Ve Hulefâsı İle Alakalı Başbakanlık Osmanlı arşivi’nde Yer Alan Bazı Belgeler

Müfid Yüksel
Y. MTV,
64/102
26/Z/1309
Mekke-i Mükerreme’de Cebel-i Ebî Kubeys’de Tarîkat-ı ‘Aliyye-i Nakşibendiyye şeyhi merhum Abdullah Mekkî Efendi’nin kerîmesi Hatîce Hanım’a ve mumaileyhanın vefatından sonra mahdumu Abdullah Necâtî Efendi’ye Mâliye hazîne-i celîlesinden üçyüz (300) kuruş maâş tahsis olunmuş ise de mumaileyhin geçende bilâ veled vukû’i vefatına mebnî maâş-ı mezkurun kendisine tahsisini istirhâm için şeyh mumaileyhin mahdumu Şeyh Abdullah Mekkî Efendi dâ’îleri şedd-i rahal ederek ‘atebe-i ‘ulyaya ilticâ etmiş ve mumaileyh ‘âtıfet ve merhamet-şâmile-i hazret-i hilâfet-i ‘uzmalarına vucûhla şâyeste olan sulehâdan bulunmuş olmağla maâş-ı mezkur diğer kullarına tahsis buyurulmuş ise zevâya ve tekâyaya mahsus maâşât mahlûlâtından hazîne-i mâliyece üçyüz (300) kuruş maâş tahsisine müsaâde-i merâhim’âde-i hilâfetpenâhîlerinin meşmûl ve râyegân buyurulması istirhâmına ictisâr kılındı. Ol bâbta ve kâtiba-i ahvâlde irâde vü fermân veliyyu’l-Emr efendimiz hazretlerinindir. Fi 23 Zilhicce 1309 Ve Fi 6 Temmuz 1308 Yâver-i Ekrem Kulları: Dervîş

Num: 8995

Manzur-i ‘âlî buyurulan işbu ‘arîza-i müşîr-i ekremîleri üzerine mucebince irâde-i seniyye-i cenâb-ı pâdişahî şerefmüte’allik buyurulmasıyle keyfiyyet Bâb-ı ‘Alî cânib-i sâmîsine teblîğ kılınmıştır. Ol bâbta emr u fermân hazret-i men lehu’l-Emrindir. Fi 26 zilhicce 1309 Ve Fi 8 Temmuz 1308 Serkâtib-i Hazret-i Şehriyârî: Süreyya

Y. PRK. BŞK.

33/87
29/R/1311

Şeyh Abdullah El-Mekkî’nin, Mekke-i Mükerreme’de Ebu Kubeys Tepesi’nde Ve Tâif Kasabasında Yer Alan Dergâhlarının Tamiri Hakkında

Dâhiliye Nezâret-i Celîlesine

28 Teşrîn-i Evvel 1309

Mekke-i Mükerreme’de Cebel-i Ebî Kubeys ile Tâif’te vâki’ olub murûr-ı zaman ile müşrif-harâb olan tarîkat-i ‘aliyye-i Nakşibendiyye dergâhlarının, vaktiyle vücuda getirilmiş olan böyle bir âsâr-ı hayriyyenin bir gûna meşrutası ve karşılığı bulunmadığından dolayı ‘ala hâletihi terk ile külliyen indirâsına meydan kalmamak üzere vicdanlarkâil olamayacağı cihetle keşfiyât-ı lâzimesi bi’l-İcra masârıf-ı inşâiye mikdarını mübeyyin tanzîm etdirilen defteri leffiyle masârıf-ı merkumenin cihet-i tesviyesi 66 numaralı ve Fi 12 Teşrîn-i Sânî 1308 tarihli tahrirâtla nezâret-i celîle-i âsafânelerinden istîzân olunmuş ise de henüz bir gûna emr-i ‘âli-yi nezâretpenâhîleri şerefzuhûr etmediğinden ve mezkur dergâh-ı şerîflerin şu aralık ta’mîr edilmez ise bi’l-Ahere bu yüzden birçok masârıf ihtiyarına mecburiyet hâsıl olacağından buralarına mahal kalmamak üzere ta’kîb-i keyfiyetle icra-yı icâbı vesâilinin istikmâli hususu Hicâz vilâyet-i celîlesinden bâtahrirât iltimas olunmuş olmasına ve masârıf-ı ta’miriyye cüz’i bir şey olmak lâzım geleceğne nazaran tahrirât-ı mezkure üzerine Mâliye ve Evkâf nezâret-i celîleleriyle cereyan etmiş olması tabî’i olan muhaberât üzerine masârıf-ı ta’miriyye içinn bir gûna karşılık tedârikâtına cihet-i imkân bulunamamış ise her gune birer köhne âsar-ı hayriyye-i ‘umrân-perverânîsi nazar-ı şükran ile şâd olan velî-ni’met-i bîimtinân ve kesîru’l-İhsân efendimiz hazretlerinin sıla-i berâtı seniyyelerine bir ‘ilâve-i fâika olmak üzere cîb-i humâyun-i hazret-i şahâneden i’tâ ve ihsânı hususunun ‘arz-ı ‘atebe-i ‘ulyâ kılınması ve keyfiyetin savb-ı âcizîlerine..
Y. MTV.
101/82
29/M/1312

Mabeyn-i Humâyun-i Mulûkâne Baş Kitâbet-i celîlesine

Devletlu Efendim Hazretleri, Kibâr-ı hâcegân-ı tarîkat-ı Hâlidiyye’den Merhum Şeyh Abdullah Efendi’nin mahdumu olub Mekke-i Mükerreme’de kâin dergâh-ı şerîfi postnişîni bulunan Şeyh Ubeydullah Mekkî Efendi’nin Üçyüz Onbir (1311) senesi Zilhicce-i Şerîfe’sinin Yirmi Birinci (21) gününde vefatı vukû’una mebni Mâliye Hazîne-i Celîlesinden şehrî muhassas olan üç kalem Beşyüz Doksan (590) kuruş maâşıyla Elli Dört (54) kıyye hınta ve On Beş (15) kıyye eruz ve Beş (5) kıyye mercimek ta’yinâtı münhal olmuş olduğundan zikrolunan maâş ve mu’ayyenât-ı münhalenin müteveffa-yı mumaileyhinefkar-ı fukarâdan ve şayân-ı merhamet-i ‘âlî-yi dâ’iyândan mahdumu Şeyh İbrahîm Efendi ile kerîmeleri ‘Abbâsiye ve Havva Hanımlar’a mumaileyh Şeyh Abdullah Efendi merhumun hâkine hürmeten ve kendilerinin şiddet-i ihtiyâçlarına merhameten ‘âfiyet-i ‘âlî-yi hazret-i hilâfetpenâhî olmak üzere müsavâten tahsis ve ihsânı esbâbının istishâli hususuna müsaâde-i celîle-i âsafâneleri sezâvâr buyurulmak niyâz-ı mahsusuna ibtidâr olunur. Ol bâbta emr u fermân hazret-i men lehu’l-Emrindir. Fi 29 Muharrem 1312

Emîr-i Mekke-i Mükerreme

Mühür: ‘Avnu’r-Refîk Mucebince İktizâsı İfâ Kılınmıştır. Fi 20 Rebi’ulâhir 1312
Y. PRK. BŞK.
21/30
24/N/1308

Yıldız Sarây-ı Humâyunu

Baş Kitâbet Dâiresi

3613 Şeyh Abdullah El-Mekkî’nin Hulefâsından Ve Mekke Mücavirlerinden Şeyh Halil Paşa Dağıstânî’nin Nakşibendî-Halidîlikle Alakalı Yazdığı “İrşâdu’r-Râğıbîn” Adlı Kitabından Dolayı Taltifi Hakkında.. Zeyl Ve Tastîr Olunan Tezkire-i Husûsiye-i Meşîhat Sûreti Mekke-i Mükerreme mücâvirlerinden Dâğıstânî Şeyh Halîl Paşa tarafından tertib olunub müracaâtı üzerine ruhsat-ı resmiyesi bi’l-İstihsâl tab’ etdirilen tarîkat-ı Nakşbendiye-i Hâlidiyye’yi mübeyyin İrşâdu’r-Râğıbîn nâm risâlenin nüsah-ı matbu’ası mumaileyhe derdest-i irsâl olduğuna ve bunun bir nüshasının ‘arz ve takdîmine dâir Meşîhatdan.. 23 Ramazan 1308

Zeyl

Resîde-i dest-i tekrîm olan işbu tezkire-i husûsiye-i Meşîhatpenâhîleri lede’l-‘Arz manzur-ı ‘âlî ve sûret-i ma’ruza mucib-i mahzuziyet-i seniyye-i hazret-i hilâfetpenâh olmuş ve mumaileyh Halîl Paşa’nın sûret-i taltîfinin ‘arz-ı ‘atebe-i’ulyâ kılınması muktezâ-yı irâde-i seniyye-i mulûkâneden bulunmuş olmağla, ol bâbta.. Fi 24 Ramazan 1308 Mukabele Olunmuştur. Kulları: Subhî Kulları: Ekrem ‘Abd-i Memlukleri: Süreyya Y. PRK. BŞK. 36/89 23/Z/1311 Fi 26 Haziran 1309 Hicâz Vilâyet-i Celîlesine Mekke-i Mükerreme’de tarîkat-ı Aliyye-i Nakşibendiyye meşâyihinden Halîl Hamdî Paşa dâilerinin mâlum olan salâh-ı hâlî cihetiyle nezd-i âlîy-i dâverîlerinde nasıl hâiz-i iltifât ve makbuliyet olacağında iştibâh yoktur. Mumaileyh dâîlerinin emr-i ma’îşetinde bir meslek-i kanaâtkârâneyi ihtiyâr etmesi hasebiyle dağdağa-i dünyeviyye içün ser-i devletlerini tasdî’ etmek hatırından bile geçmez ise de, oradan gelen mürîdânının ifâdesinden anlaşıldığına göre tekyesinde âyende ve revendenin kesreti ve muhassas maâşın mâh be mâh adem-i tesviyesi kendisini ara sıra muztar eylediği anlaşılmış ve kendisinin bu yolda sıkıldığına dâir devletleri vâkıf olmuş olsanız, elbette muzâyakada bırakılmayacağı bedîhî bulunmuş olduğundan muhassasât-ı mezkûrenin mâh be mâh tesviyesiyle hâl-i muzâyakadan tahlîsi esbâbının istikmâli lütf u himem-i aliyye-i dâverîlerinden hasbeten Lillâh temenni olunur. Ol bâbta..
Y. PRK. MŞ.
3/27
29/N/1308

Bâb-ı Fetva

Dâire-i Meşîhat

Mekke-i Mükerreme mücâirlerinden Dâğıstânî Şeyh Halîl Paşa’nın tarîkat-ı Nakşibendiye-i Hâlidiyye’yi mübeyyin te’lif etdiği İrşâdu’r-Râğıbîn nâm risâlenin bir kıt’asının leffiyle yazılan tezkire-i senâverî lede’l-‘Arz manzur-ı ‘âlî buyurularak mucib-i mahzuziyet-i seniyye-i hazret-i hilâfetpenâhî olduğunu ve mumaileyh Halîl Paşa’nın sûret-i taltîfinin ‘arz-ı ‘atebe-i ‘ulyâ kılınması muktezâ-yı irâde-i seniyye-i mulûkâneden bulunduğunu mübelliğ müzeyyel vurûd eden 25 Ramazan 1308 tarihli cevâb-ı ‘âlî-yi dustûrîleri mütala’agüzâr-ı muhlisi oldu. Mumaileyh Halîl Paşa’nın tekyesi masârıfâtından karşılık olmak üzere maâşına zammı yahud erzâk-ı ‘ayniyye tahsis ve i’tâsıyla taltîfi vârid-i hâtır-ı dâ’îyânem olmuş ise de ol bâbta irâde-i mekârim-ifâde-i hazret-i şehinşâhî her ne merkezde şeref-sâdır olur ise isâbet ânda olacağı beyânıyla tezkire-i sitâyişverî terkîm kılındı efendim. Fi 29 Ramazan 1308 Ve Fi 26 Nisan 1307 Şeyhülislâm

Ömer Lutfî

Sâbık Sadrazam Mithat Paşa’nın Tâif’te Kal’abend Bulunduğu Sırada Abdullah El-Mekkî’nin Halifesi Şeyh Süleyman El-Kırımî’nin Hulefâsından Şeyh Süleyman Ez-Zühdî’ye Gönderdiği Mektup (The Letter Of Ex-Grand Vizier Mithat Pasha To Shaikh Suleiman Al-Zuhdî While He Was In Confinement In Taif Fortress)
Şeyh Süleyman Efendi Hazretlerine, ‘Uluvvu’l-Himem Şeyhim ‘Azîzim Efendim Hazretleri, Mukadderât-ı İlâhiyye’den olarak bulunduğumuz hâl-ı felâket-iştimâl ki, bîcerem ve kusûr bir takım adamların senelerce evlâd u ‘iyâl ve mâl u menâllerden ve hususuyla hurriyet-i şahsiyyelerinden bigayri hakk mahrum edilerek uğradıkları azâb ve ızdırâbdır. Vâkı’a, bu ahvâl insan için tasavvur olunabilen mesâibin derece-i nihâyeti olmağla bâdi-i nazarda mucib-i esef ve keder olmak tabi’îdir. Lâkin, Cenâb-ı Hallâk-ı âlemden başka mevcudât vema fi’l-Arzi ve’s-Semavât kâffe-i mahlûkâtın müsta’id-i zevâl ve izmihilâl ve belki aslı olmayan bir hayâl ve zilâl olduğunu mu’tekîd olan nazar-ı hakikat erbâbına göre “ Cinân-ı mahall-i ikâmet ‘adem-i diyâr-ı sefer, cihânda halk yemeklik edib konağa sürer” mâsadakı üzere bu müsâfirhâne-i ‘âlemde insanın ömür dediği hayât-ı müste’arın kadr u ehemmiyeti ve melâ’ib ve melâhîden ‘ibâret olan vukû’ât-ı ‘âlemin gülmeğe ve ağlamağa değer kıymeti olmadığından dünyanın varlığıyla müftehir yokluğuyla mütekeddir olmak hakîkaten ‘abestir. Bu cümle ile beraber işbu dâr-ı mihan ve ibtilâda bu gibi vukû’ât ve zuhûrât ‘İndellah mucib-i mükafât ve mavsıl-ı merâtib-i terakkiyât olmasıyle Enbiyâ-yı ‘İzâm ve ve Evliyâ-yı Kirâm Hazerâtının uğradıkları mesâib ve beliyât ve İmam-ı A’zam ve İmam Musa El-Kâzım ve İmam-ı Rabbânî gibi ekâbir ve e’âzimden bunca zevât-ı fihâmın hapishânelerde terk-i hayât edinceye kadar çektikleri müşkilât ve tazyîkât bize ve rufekâmıza ta’ziyyet için kâfî ta’lîmâttır. Muhlisinizin ahvâl-i mahsusama gelince bidâyet-i hâlimden beri sâlik ve mâlik olduğum ve vicdânım iktizâsınca sahâyif-i ömr ve hayâtım her ne kadar lâyık ve gayr-i lâyık bir çok esbâb ve ‘alâyik ile memlu’ ise de serlevhası Lillâhi Kun Fi’d-Dunya Keenneke Ğarîbun hükm-i şerîfiyle müzeyyen olduğundan kâffe-i ef’âl ve ahvâlimde bu i’tikâdım rehber ve her nerede bulunsam ve bulunduysam benimle beraber olduğu hâlde vâsıl-ı sinn-i herem ve şeyhûhat oldum. Altmış yaşından sonraya kalan altı günlük ömür için bence kâffe-i ‘alâyik ve halâyikdan tabî’i inkıta’ ile hâsıl olan ‘uzlet ve vahdet tamâm istifâde için bir vakt-i fırsat olduğundan çalışmak arzusu herşeye galebe etmiş ve nezd-i ‘âcizîde bulunabilen kütüb ve müellefât sırasında eser-i himmet-i ‘aliyyeleri olan Mecmu’â-i Resâil’in[1] mütala’âsı dahi bu arzuyu teşdîd eylemiştir. Fakat insanın ‘acz-i hâli cihetiyle yalnız başına fikr ve ictihâdında musîb olamayarak her halde ve hususuyle usûl-ı tarîkatda delîl ve rehnümâya muhtâc olduğundan bu bâbta dest-gîri-yi himmet-i ‘aliyyelerini ricâ için bizzât takbîl-i yed-i ‘âlîleriyle teşerrüf etmeğe bulunduğumuz hâl müsâ’id olmadığı gibi başka suretle mülakâta dahi şu hâl içinde imkân yoğise de ifâza ve istifâza mutlaka râbıta-i cismâniyyeye mevkûf olmayıb râbıta-i ma’neviyyeleri dahi kâfî ve müstemir ve belki daha ziyâde müfîd ve müessir olacağına ve tarîkat-ı ’aliyyenin bizim gibi mübtedîlere telkîn olunacak mukaddime-i âdâb ve usûlü hakkında ta’lîmât ve vesâyâ-yı mürşidâneleri olduğu hâlde ânın dahi bir kâğıt üzerine yazılarak ta’yîn olunan vesâit ile tahrîren veya şifâhen ifâsı mümkün bulunduğuna binâen şu ümniyye-i ‘âcizânemi huzûr-ı ‘âlîlerine işbu ‘arîzamla takdim ve tebliğe ibtidâr eyledim. Artık ne vechile re’y ve tensîb buyurulur ise ona göre hareket olunmak üzere şifâhî veya tahrîrî işâret-i ‘aliyyelerine intizâr eylerim efendim. 19 Şevvâl 1300 Ahmed Mithat [1] Mecmu’atu’r-Resâil ‘Ala Usûli’l-Hâlidiyyeti’l-Ziyâiyyeti’l-Müceddidiyyeti’n-Nakşbendiyye; Süleyman Ez-Zühdî’nin Nakşibendiye-Hâlidiye usul, erkân ve âdâbı üzerine kaleme aldığı 14 risâleden oluşmaktadır. Orta boy 112 sahifelik bu eser 1298 hicri tarihinde basılmıştır. Eserde, Şeyh Süleyman Ez-Zühdî’nin Endonezyalı hulefa ve müridanınnın suâllerine verdiği cevaplar da yer almaktadır. Süleyman ez-Zühdî’nin Mecmu’atu’r-Resâil nâmıyla mu’anven ikinci bir eseri daha bulunmaktadır. Hacc ve Haremeynle alakalı çeşitli fıkhî konuları içeren bu ikinci Risâleler mecmuâsı, Şeyh Süleyman Ez-Zühdî’nin kısmen te’lif ettiği kısmen de derlediği 9 ayrı risâleden oluşmuştur. 112 sahifeden oluşan bu ikinci Mecmuâ 1305 Hicri tarihinde İstanbul’da Kırımî Abdullah Efendi Matbaası’nda basılmıştır.

Belge-1

Belge-2

Belge-3

Belge-4

Belge-5

Belge-6

Belge-7

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir