İstanbul’un Kaybolan Camileri: BEYOĞLU-ASMA MESCİDİ (ASMALI MESCİD)

 

İstanbul’un Kaybolan Camileri:

 

BEYOĞLU-ASMA MESCİDİ (ASMALI MESCİD)

 

Müfid Yüksel

 

Bugün bir mezar yerinden başka hiçbir iz kalmayan mescid Beyoğlu ilçesi, Asmalı Mescid Sokağı ile Minare Sokağın kesiştiği noktada bulunmaktaydı. O dönemde anayol üzerinde bulunmasından dolayı Asma Mescidi adı verilmiştir. Camiin bânisi, Hadikatu’l-Cevâmi’e göre, Sultan II. Bayezid döneminde Tersânede Kalafatçıbaşı bulunan Yunus Ağadır.

 

Bu camiden Hadikatu’l-Cevâmi’de şöyle sözedilmektedir:

 

Asma Mescidi

 

“ Bânisi Sultan Bayezid-i Velî vaktinde Tersâne-i Amire’de Kalafatçıbaşı bulunan Yunus Ağa’dır. Kabri karîbinde vâki mezaristandadır. Seng-i mezarı sâir hemcivârı olan taşlardan bâlâdır. Tarîk-i âmm üzere binâ olunmağla Asma Mescidi diye şöhret bulmuştur. Dört yol ağzına karîbdir. Minberini esnaftan Ömer Ağa nâm kimesne vaz’ eylemiştir. Karîbinde vâkî çeşme Nâzır-ı Darussaâde El-Hâcc Beşîr Ağa’nın hayr-ı cârîsidir. 1153’te binâeyleyip altı sene mürurunda kendi dahi vefat edip civâr-ı Ebî Eyyub-i Ensârî Radiyallahu Anh’de medfundur. Mahallesi vardır.” (Ayvansarâyî,  Hadika, Yazma, 1231: 141b-142a; Matbu, 1281: 2/7-8; Galitekin Yayını, 2001:402-403)

 

Mescid, 1845 tarihli Mühendishane Haritasında da yer almaktadır. (Pafta: B.03) Mescid’in 19. yüzyılın ikinci yarısında harabe hale gelip ortadan kalktığı sanılmaktadır. Zira, Başbakanlık Osmanlı Arşivinde yer alan Asma ve Sarı Lütfi Mescitlerine ilişkin  29 Şâban 1276/ 22 Mart 1860 Tarihli vesikada, Asma Mescidinin arsa haline geldiği , üçgen şeklindeki arsada bir minare harabesi ve Mehmed Dede’nin kabri ile bir set duvarın kalmış olup, çevresini dolduran gayr-i Müslim hanelerinin geçiş yeri haline geldiği ve arsanın korunması icab ettiği belirtilmektedir.

(BOA; A.MKT.NZD. 309/55) 1314/1896 Tarihli “Mir’at-ı İstanbul “  kitabında ise” görülen bir mezar dışında camiden hiçbir nişan kalmadığı ifade edilmektedir. (Mehmed Râif, Mir’at, 1314:431)

 

Asmalı Mescid sokağının adı 1934 tarihli şehir rehberinde de yer almaktadır. Karşısındaki sokağın adı da Mezarlık Sokak (Bugünkü Oteller Sokağı) olarak yer almaktaydı. Bu durumda Camiin karşısında mezarlık bulunduğu, muhtemelen mezarlığın tamamen yok edilmiş olan eski Tepebaşı mezarlığının devamı olduğu anlaşılmaktadır. Bugünkü minare sokağı da muhtemelen camiin minaresinin bulunduğu yönü göstermektedir. Mescidin minaresinin minare sokağının sol köşesinde yer alan kâgir İlyas Bey apartmanın bulunduğu noktada olduğu varsayılmıştır. Zira bu apartmana, Asmalı Mescid sokağına nazaran set üstü teşkil eden bir bahçe vardı. Ve İlyas Bey apartmanına buradan basamakları aşımnımış bir merdivenle çıkılırdı. (Koçu, İA, 1959:II/1128-1129, Öz, 1997:II/6)

 

Hadika’da Camiin yakınında yer aldığı söylenen 1153 tarihli Beşîr Ağa çeşmesi Sofyalı sokağı köşesindeki Kamhi apartmanının altında kalmıştır. Halen kitabesi gözükmektedir. Çeşmenin sarnıç kapısı 1950 yılında örülerek kapatılmıştır.

 

Önde bulunan mezar yerinde, Hoca Ali Efendiye ait olduğuna dair bir yeni levha yer alsa da bunu hiçbir tarihi kaynakla tevsik edememekteyiz. Münif Fehim’in Fikret Adil’in “Asmalı Mescit 74” adlı eserine (1933) çizdiği kroki üzerinde “ Haza Kabru Mehmed Dede. Sene 99” ibaresi yazlı parmaklıkla çevrili mezar taşı yer almaktadır. Nitekim yukarıda sözünü ettiğimiz 1276/1860 tarihli arşiv belgesinde de, kabrin Mehmed Dede’ye ait olduğu belirtilmektedir. Mezarın bulunduğu setin çevresi 1993’te sıvanmıştır. İstanbul’u Sevenler Derneği’nin 1945 tarihli raporuna göre, Yunus Ağa ile diğer iki kimsenin set üstündeki mezar taşları Galata Mevlevihânesine taşındığı ifade edilse de Turgut Kut’un araştırmalarına göre Mevlevihane’de bu mezar taşlarına rastlanmamış. (Kut, Turgut, DBİA, 1993:1/354-356)

 

 

EK: Beyoğlu Asmalı Mescid Ve Sarı Lütfi Camilerine Ait Başbakanlık Osmanlı Arşivinde 29 Şâban 1276/ 22 Mart 1860 Tarihli Belge.

 

 

BOA

A.MKT.NZD.

309/55

29/Ş/1276

Evkâf-ı Hümâyun Nezâretine Kenâr,

 

İşbu tezkire-i behiyyeleriyle evrâk-ı melfûfe müeddâsı mâlum-ı hulûsverî olarak meclis-i vâlâya lede’l-i’tâ melfuf-i mezkûre meâline nazaran Asma Mescid-i  şerifi arsasının  müsellesu’l-şekl tahminen altmış zirâ’ bir sedden ibâret ve etrafı duvardan hâlî ve derununda harâb bir minare ile bâni-y-i mescid Mehmed Dede hazretlerinin kabr-i şerifi mevcud olup arsanın haylice mahalli Hristiyan hâneleri derununda kalmış ve mezkur  mahalle muttasıl  bulunan hânelerden kapu açılıp tarik şekline konularak kabir dahi âdeta ayak altında gibi bir halde bulunmuş olduğundan cevânib-i selâsesine dört arşun irtifâ’ında metince bir duvar ile cadde tarafına taş söveli kavîce demir parmaklıklı kebir bir pencere yapıldığı ve mescid-i mezkûrun bâki-yi arsaya sına muttasıl bulunan hanelere iki arşun mikdârı tarîk bırakılarak , fakat oraya dört arşun irtifâ’ında bir duvar ile iki cadde taraflarına demir parmaklık çekildiği halde arsa….ez her cihet muhâfazası mümkün olacağı ve bunların tahminen on bin kuruş masrafla vücuda geleceği ve Sarı Lütfî câmi-i Şerîfi arsasının dahi murabbau’l-şekl tahminen yüz on arşundan ibâret ve hey’et-i hâzırası diğerine mikyas olup cevânib-i selâsesi tarik şekline konulmasıyle mezkûr arsa külliyen gâib olmamak içün etrafındaki tarîklerin hadd-ı nizamına iblâğından sarf-ı nazarla alt ve üst başlarına tatbikan zikrolunan tarîkler ibkâ olunup arsa-i mezkûrenin dahi muhâfazası içün beş arşun irtifâ’ında metîn bir duvar ile münâsib bir mahalline kezâlik bir pencere yapılması on yedi bin kuruş masrafa muhtâc idüğü anlaşılıp ve bu misillü mescid ve câmi-i şerîf arsaları..şu halde bırakılması lâyık ve câiz olmayarak hüsn-i muhâfazası lâzimeden olup mâlum-ı vâlâları buyurulduğu üzere Sarı Lütfî mahallesinde muvâzaaten müteveffa Karabet Beğ üzerinde bulunan menzilin mahlûl olarak vakfına âid olduğu mukaddem ve muahhar icrâ olunan tahkîkât ve tedkikât ile tebeyyün ederek menzil-i mezkûrun bi’l-müzâyede füruhtu zımnında hazinece muâmele-i mukteziyesinin icrâsı savb-ı atûfîlerine iş’âr kılınmışdı. Menzil-i mezkûrun asıl mutasarrıfesinin vefatıyla vakfına âididüğü, mahlûl olduğu tebeyyün eylediğine dâir altmış yedi (1267) tarihinde ve Nâfiz Paşa merhumun evkâf-ı hümayun nezâretinde Bâb-ı Âli’ye takdim kılınan takrirde bu hânenin ol zaman bin beş yüz kîse kıymeti olduğu ve bi’l-müzâyede füruhtuyla esmânından Sarı Lütfî câmi-i şerifinin tâmiri sureti istîzân olunup irâde-i seniyye-i şâhâne dahi müteallik buyurularak ol veçhile icabının icrâsı makâm-ı nezârete havâle olunmuş ise de, her nasılsa şimdiye kadar maslahat bir hâl-i teahhürde kalmışiken geçende evrâk-ı atîkası buldurularak menzil-i mezkûrun icrâ-yı müzâyedesitekrar taraf-ı vâlâlarına havâle olunmuşdu. Bu hâneye bin beş yüz kîse takdir olunduğu zamandan beri murûr-ı vakt cihetiyle kıymet-i emlâk terakki eylediğinden Menzil-i mezkûrun şimdiki halde evvelki kıymetinin iki misline vâsıl olacağı me’mûl olarak bu muaccele dahi Sarı Lütfî câmi-i şerifi vakfına âid olmasıyle bu muacceleden câmi-i mezkûrun tâmiri mukaddemki irâde-i seniyye dâhilinde ve orası ise memerr olup vakfının bu kadar hâsılâtı var iken câmi-i şerîf-i mezkûr arsasının yalnız etrafına duvar inşasıyla iktifâ edilmesi münâsib lâyık olmayarak buraya arsaya göre, tarz-ı cedîd üzere gayet güzel ve nümâyişlice olarak müceddeden bir câmi-i şerîf inşâsı ve bânisinin dahi hâne derûnunda kaldığı gösterilen türbesi mahalli mezkûr hâneden tefrik olunarak müceddeden bir türbe yaptırılması daha münâsib olacağından Asmalı Mescid arsası ve bu mescid bânisinin makberesi etrafına melfuf-ı mezkurede gösterilen surete tatbikan tarîki tesviye olunmak ve duvar ve parmaklık çekilmek üzere menzil-i mezkûrun hazinece icrâ olunacak muamelenin hitâmında mübâşeret olunmak üzere Altıncı Dâire’den ve Mahkeme-i Teftiş’ten ve ebniye hulefâsından/kalfasından me’murlar marifetiyle Sarı Lütfî câmii arsasının ve türbe mahallinin usulüne tevfikan keşfolunarak kararının seri’an iş’ârı hususunda savb-ı vâlâlarına bildirilmesi tezekkür olunarak mezkûr evrak leffen iâde kılınmış olmağla ol veçhile icabının icrâ ve inhasına himmet buyurmaları siyâkında terkim-i hâmişe ibtidâr kılındı.

 

 

 

Kaynaklar:

 

Ayvansarâyî, Hafız Hüseyin, 1231. Hadîkatu’l-Cevâmi’, Yazma, Hattat Mustafa Rakım Hattıyla, İstanbul Üniv. Merkz. Ktp. TY 8872

Ayvansarâyî, Hafız Hüseyin, 1281. Hadîkatu’l-Cevâmi’, C. 1-2, Matbaa-i Amire, İstanbul

Ayvansarâyî, Hâfız Hüseyin, 2001.Hadîkatu’l-Cevâmi’, Hazırlayan: A. Nezih Galitekin, İşaret Yayınları, İstanbul

Ergin, Osman Nurî, 1934. İstanbul Şehri Rehberi, İstanbul Belediyesi Neşriyatı, İstanbul

Eygi, Mehmed Şevket, 2003. Yakın Tarihimizde Câmi Kıyımı, Tarih&İbret Yayınları, İstanbul

Koçu, Reşad Ekrem,1959. İstanbul Ansiklopedisi, 11 Cilt., İstanbul

Kut, Turgut, 1993. Asmalı Mescid Sokağı, DBİA, C.1, Tarih Vakfı Yay. İstanbul

Mehmed Râif, 1314. Mir’ât-ı İstanbul, İstanbul.

Öz, Tahsin, 1997. İstanbul Camileri, I-II. Cilt, 3. Baskı, TTK Yayınları, Ankara

Mühendishane Haritası, 1261/1945 Tarihli.

 

1261/1845 Tarihli Mühendishâne Haritasında Pera/Beyoğlu Çevresi Ve Asmalı Mescid

1261/1845 Tarihli Mühendishâne Haritasında Asmalı Mescid Ve Çevresi

Alman Mavisi Haritalarında Asmalı Mescid&Sarı Lütfi Mahalleleri Ve Çevresi

Asmalı Mescid Sokağı Ve Küçük Hazirenin eski bir fotoğrafı. Foto: Turgut Kut

Ayvansarâyî’nin Hadîkatu’l-Cevâmi’ adlı eserinin 1231/1815-16 tarihli yazma nüshasında Asmalı Mescid

Asmalı Mescid&Sarı Lütfi Mescidi ile Alakalı Başbakanlık Osmanlı Arşivindeki 1276/1860 Tarihli Belge

Sultan II. Abdülhamîd Hân Fotoğraf Arşivinde Asmalı Mescid&Sarı Lütfi Mahallelerinin Görünüşü

Asmalı Mescid’in Arsası Üzerine Yapılan, Bugün Otoparka Dönüşmüş Olan Binanın Cephe Duvarı.

Asmalı Mescid’in Arsası Üzerindeki Otopark Ve Yerine Yapılmış Olan Binanın Beden Duvarları

Asmalı Mescid’ten Günümüze Gelebilen Küçük Hazirenin Bugünkü Görünümü

Asmalı Mescid’ten Günümüze Gelebilen Küçük Hazire Ve Merdivenlerin Bugünkü Görünümü

 

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir