Müfid Yüksel bildiğimiz tipte bir sosyolog değil

Müfid Yüksel, sosyolog. ODTÜ Sosyolojiden mezun. Bildiğimiz standart sosyologlar gibi değildir ama. Hem modern eğitim almıştır, hem de klasik. Mektep medrese tedrisatından geçmiş biridir. Babası son dönemin önemli âlimlerinden rahmetli Sadreddin Yüksel Hoca’dır. Şehit Metin Yüksel kardeşi. Ablası rahmetli Süreyya Yüksel yetmişli yıllardan itibaren İslamcı faaliyetlerin içinde yer almış, tefsir ve diğer dinî ilimlerde ders grupları oluşturmuş örnek bir şahsiyettir.

Eğitimini sosyoloji üzerine almış olmasına rağmen sosyoloji biliminin dar kalıplarına hapsolmayan, geniş ve derin bir alana yayılan düşünce dünyasına sahiptir Müfid Yüksel. Kendisiyle karşılaştığınızda önünüzde mütevazı, mütebessim bir adam görürsünüz. Sohbet ilerlediğinde ise bir bilgi deryasında yüzmeye başlarsınız.

Konuşurken birçok şeyden bahseder. Belki siz yorulursunuz ama Müfid Yüksel’in zekâsı, muhayyilesi dur durak bilmez. Sosyoloji, tarih, Osmanlı tarihi, tasavvuf ve tarikatler, iç ve dış siyaset, Ortadoğu, Balkanlar, dünya siyasi tarihi, dinler tarihi, Kürt meselesi, Alevilik… İlgilendiği alanlardan sadece bir kaçıdır. Hatta kendisiyle yapılan bir röportajda “uğraşmadığım alan kalmadı benim.” demiştir.

İstanbul’daki bütün tarihî mezar taşlarını ve kitabeleri incelemiş

Uğraştığı alanlarda mesnetsiz konuşmaz. Konuştuklarını tarihle temellendirir. İngilizce, Arapça, Osmanlıca, Kürtçe bildiği dillerden. Okuduğu, incelediği kitapların birçoğunun adı bile hatırlanmamakta. O, orijinal, el yazması eserlerin birçoğunu incelemiştir. Kültürümüz için vazgeçilmez yazma eserlerin ya aslı ya da çoğaltılmış bir nüshası kendisinde bulunur.

Müfid YükselHiçbir zaman ucuza, slogana, siyasi hesaplara indirgenmiş bir düşünceye sahip olmamıştır. Bütün bu birikimine rağmen düşüncenin fildişi kulesinde oturmaz. Etrafına müritler toplayıp şeyhlik, krallık ilanında bulunmaz. Müslümanca düşünce ve siyaset tarihinin hem klasik hem de modern metinlerine hâkimdir ama bunları artistik bir malzeme konumuna indirgemez. Etrafında gizemli bir hava yaratıp büyülemez kimseyi. Her yerdedir. Özellikle de Fatih’te Duvardibi’nde…

Müfid Bey’in ilgi alanına İstanbul’un tarihî yapıları, mezarları, kitabeleri, yazma eserleri girmektedir. Bütün İstanbul’u dolaşarak kaybolmuş, unutulmuş tarihimizi gün yüzüne çıkarmak için didinir. Hatta rivayet odur ki İstanbul’daki bütün tarihî mezar taşlarını ve kitabeleri incelemiş. Kim nerde medfun, nerede hangi türbe var bilmektedir. Adeta İstanbul’un klasik tarihinin bir arşividir.

Müfid Hoca, Osmanlıca kitabeleri Türkçeye çevirerek büyük bir boşluğu doldurur aynı zamanda. Kaybolmuş camilerimizi, yerinden kaldırılmış mescidlerimizi, amacı dışında kullanılan vakfiyeleri birer birer ortaya çıkarmaktadır. Bilinenin yanında bilinmeyen, unuttuğumuz kültürümüzü ve ona dair karanlıkta kalmış yerlerin izini sürer. Tarihimizi yeniden bize hatırlatmak maksadıyla tarihe not düşer her daim.

Vicdanı ve sağduyuyu elden bırakmaz. Bir de Müslüman duyarlılığını…

Müfid Yüksel’in gözden kaçırılmayacak önemi haiz çalışma alanlarından biri de Türkiye’deki dinî ve etnik kimliklerdir. Türkiye’deki dinî ve etnik kimlikler konusunda hep oryantalist bir mantık egemen olmuştur. Müfid Hoca, bu konuları ele alırken hiçbir zaman oryantalist bakış içinde olmaz. Dışarıdan da bakmaz. Herhangi bir komplekse, kafa karışıklığına sahip olmaksızın etnisiteleri çözümler ve içeriden biri olarak konuşur. Başkalarının yaptığı gibi ideolojik tarafgirlikle ya da etnik ön kabullerle meselelere yaklaşmaz. Vicdanı ve sağduyuyu elden bırakmaz. Bir de Müslüman duyarlılığını…Müfid Yüksel

Memleketimiz için kangren haline gelen kökü tarihte güncel sorunlarımızdan “Kürt Meselesi”, “Tarikatlar”, “Alevilik ve Bektaşilik” gibi konularda gerçekten yetkin biridir. Sorunları tarihsel bağlamından koparmadan anlamlandıran bir dili var. Günceli merkez alarak bu konuları tarihinden soyutlayarak değerlendirmez. Söylediklerinin ciddiye alınması gerekir. Türkiye’de özellikle bu konularda yapılan çalışmalar ideolojik kalıplar içinde yapılır ya da tepkisel bir yaklaşım barındırır. Müfid Yüksel bu iki tavrın da sorunları anlama ve çözmede hiçbir fayda sağlamayacağının bilincindedir.

Müfid Yüksel’in bu geniş yelpazedeki birikimlerinin aksine çok fazla kitabı yok. Bunu bir sitem olarak da dile getirebiliriz. Simavna Kadısıoğlu Şeyh Bedrettin, Bektaşilik ve Mehmet Ali Hilmi Dedebaba adlı kitaplarının mutlaka okunması gerekir.

Halen Yeni Şafak Gazete’sinde günlük yazılar yazıyor. Çeşitli televizyon kanallarında gündemle ve tarihle ilgili programlarda düşüncelerini dile getiriyor. Olayları değerlendiriyor. Sıcak gündeme ilişkin konuları uzak tarihleriyle birlikte izleyicilerle paylaşıyor. Yeni açtığı “Müfid Yüksel” adlı kişisel web sitesinden de bizlere sesleniyor. Ayrıca Facebook hesabından takip edilebilir. Sıcağı sıcağına yaptığı yorumları ve polemikleri görmek açısından.

 

Muaz Ergü yazdı

dünyabizim.com

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir